top of page

Geçen, Biten ve Ben #1


























Merhabalar! Umarım iyisinizdir. Kötüsenizde söyleyin lütfen. Bu bir sorun değil.


Her zaman çevremize duygularımızın bastırılmış halini yansıtırız. Oysaki olması gereken bu değil. Duygularımızı köreltiğimizde, üzülüp bağırıp çağırır veya öfkelenip bir şeyleri kırarak kendimize bedel ödetiyoruz. Zorlamalı küçük bir mutluğumuzu evrene sunuyoruz. Şimdi bana diyeceksiniz Hediye olması gerekeni yapmasakta, önümüze istediklerimiz serilir mi? Elbette serilmez. Eğer mutluluğu bulamıyorsak, onu biz yaratmak zorundayız ya da kendimizle inatlaşıp doğru olan değeri kusurlu hale getirmeliyiz. Kusurlu diyorum çünkü o kadar çok isteklerimiz var ki bunlar daha sonra beklentiye dönüşüyor. Beklentiler her zaman olduğu gibi kusurludur. Bizi üzmekten öteye geçemez.


Hayatın akışında bir ritmi yakalamak üzere çabalayıp duruyorum. Bu ritim ruhumun derinliklerinde kendine sesleniyor: "Dur! Sakin! Yavaş! Sabır!" Evet bu ritimler zihnimi ele geçirmek zorundaydı. Durmadan kendimi çalışmalara verdim. Sakin kalmadan kuru gürültülere seslendim. Yavaşlamadan doğru yolu bulmaya çalıştım ve sabretmeyi öğrenmeden yüreğimin sesine kocaman bir zehirli mantar yükledim. Sonrası için gücümün varlığını bedenime sığdıramadım. Yapamadım..


Hatırlayacağınız üzere bu seriyi Wordpress'te blog yazarken keşfettiniz. Artık Wordpress üzerinden blog yazmayıp, kendi çabalarımla bu websiteyi kurdum. Yazılarım çok okunsun veya çok yorum yapılsın amacında hiçbir zaman olmadım. Yazmak benim için kaçınılmaz olmalı. Kendimi özgür hissetiğim tek ortamım. Bu tutkuyu keşfettiğim zaman evrenin hislerini bile unutmak istedim. Yaşadığımız Samanyolu Galaksisi'nin uzağındaki farklı galaksilerde ulaşılamayan bir gezegende buluyorum kendimi. O derece ihtiyaç duyuyorum yazmaya. Nasıl açlık çekerken tok olmaya ihtiyacımız varsa, benim de kendimi özgürleştirip ve içimde anlamını bulamadığım her şeyi aktarma ihtiyacım var. Artık roman yazmaya geri döndüm :) Bu kararı almam seneleri buldu ama değdi. Artık tekrardan dergilere kısa öykülerimi göndericem. Yayınlanmayacağını bildiğim halde, bunu yapıcam. Yapmaya ve denemeye değer.


Şimdi gelelim bu seride bahsedeceğim konulara. Nerden başlayacağımı bilmiyorum çünkü son zamanlarda kötü hissediyorum. Bunun sebebi yaşanılan ve biten mazinin oluşturduğu büyük etki. İlk olarak girişimimden bahsetmek istiyorum. Bilindiği üzere Üretken Akdemi'den mezun olunca ve bir topluluk önünde sunum yaptığımı görünce kendimle gurur duymuştum. Sonradan olacakları bilmeden, mutluluğun gururunu kendime yedirttim. Ecozyon yeni adıyla Ecozyon Tech'i artık iki kişi temsil ediyor. Meryem ve ben. Diğer ekip arkadaşlarım ekipten umutsuz bir şekilde ayrıldılar. Çok fazla derine inmek istemiyorum. Ecozyon Tech'i pivot ettikten sonra, yoldaşımla yeni baştan bir şeyleri inşa etmeye çalışıyoruz. Umarım bu girişim tekrardan insanlığa fayda sağlamak üzere inşa edilir. Ben inanıyorum. Elimden geleni yapıp, zamanın onuruna bırakıcam bu süreci.


Ben lisansımı tamamlamak için Dikey Geçiş Sınavı'na hazırlanıyordum. Sınava geçen sene Temmuz ayında girdim. Çok iyi bir puan alamadım. Ancak gene de tercih yaptım. Hiç beklemiyorum bir üniversiteye yerleşeceğimi. Ancak yerleştim.



Yukardaki fotoğrafı görünce çok sevinmiştim ilk başta. Hatta hiç kazandığıma inanamıyordum çünkü beklemediğim bir sonuçtu. Ama olmuştu. Sevincimin kursağımda kaldığını söyleyebilirim. Sağlık sorunlarımdan dolayı yerleştiğim üniversiteye gidemedim. Çok mu önemliydi tabii ki değil. Ancak insan bazen düşünmeden edemiyor. Her şeye rağmen, dik durup tekrardan Dikey Geçiş Sınavı'na hazırlanıyorum. Hatta çalışmaya başladım. Netlerim çok iyi olmasa dahi, sınava kadar yükseleceğine inararak bu sene ilk istediğim bölüm ve üniversite olan Boğaziçi Üniversitesi-Çeviribilim bölümünü kazanmak istiyorum. Kendime liseden beri sözüm var :)


Kendimi avutmak için bazı ESC projelerine başvurdum. Gene ilk başta çok sevindim. Ama gene biliyordum sevincimin yok olup gideceğini. Öyle de oldu. Red aldım. Çok mu önemli değil tabii ki..


Rusça ve İspanyolca çalışmayı o dönem tamamıyla bırakmıştım. Elimde beni amaçsız bırakacak bir macera görünmüyordu. O yoldan nasıl emin adımlarla ilerleyeceğimi artık bilemiyordum. Neyseki imdadıma yıldızlar yetişti.


Kendime bir teleskop sipariş ettim. Kış ayı olmasına rağmen gökyüzünün eşsizlğini görmek için sabırsızlanıyordum.


Sonunda teleskop geldi ve mutluluktan uçuyordum. Kurulumunu yaptım. Ayın eşsiz görünümünü seyrettim. Bir an kendimi bu evrende küçücük bir nokta olduğumu düşündüm. Aslında zaten öyleydik. O kadar sayısız gezegen arasında Dünyamız yani evimiz gök ile yer arasında yaşam bulduğumuz bir yer. Bu gezegeni korumalıyız. Gelecek nesillere daha iyi bir Dünya bırakmalıyız ki yeryüzüyle buluşurken bile bizi ansınlar. Dediğim gibi kendime sözüm var. Bu dünyadan iz bırakmadan gitmek istemiyorum. Kendime kanıtlayacağım doğrularım var elimde ancak bunlar yetersiz geliyor bana. Ben daha fazla yaşamak istiyorum. Bir ömürlük yaşama daha fazla şey sığdırmak istiyorum. Bunu yapacağım. Siz de yapın lütfen. Gerçekten insanın kendi savaşını başlatması ve kendiyle olan dövüşü kazanması gerekiyor. Sadece hayal etmekle olmuyor. Harekete geçmemiz gerekir. Kendimiz için, ideallerimizin doğru yolu için..



Kendi kurtuluş savaşımı başlattım şu günlerde çünkü bu olay dizisinden sonra bunun olması gerekirdi. Gerçeği hep bunu yapıyorum ama bu sefer daha hakiki bir hal aldı. Geçen gün başlayan Rusça kursuma gitiim. Harika gidiyor. Ayrıca Rus edebiyatının orijinal eserlerini okuyacağım günlerin heyecanını yaşıyorum. İspanyolcayı da azar azar ve kendimi yormadan çalışıyorum. İngilizcede unuttuğum bazı konuları geri dönüş yaptım ve konuşma becerimi geliştirmeye çalışıyorum.


Gelelim asıl olay zincirine.. NASA'dan haber gelmedi. Ben de başvurularımı geri çektim. Artık NASA'ya başvurularda bulunmayacağıma dair kednime şart koydum. Öyle de oldu. Başvurularda bulunmuyorum. Sadece bana sundukları eğitimlerden yararlanıyorum. Kendi rotamı çizdiğim için fizik okuyamanın verdiği zorlu yükü kaldırabiliyorum. Peki ben ne olmak istiyorum sorusuna da cevap buldum. İngilizce öğretmeni olacağım. Zaman bana bunu gösteririse, astronomi ve fiziğe olan tutkumu yitirmeden hep öğrenmeye devam edeceğim. Öğrenmek bir yolculuk. Bu yolculukta bilginin sonsuz ışığını açacağım.


Geçen cuma önlisans diplomamı aldım.



Önlisansımı uzun sürede bitirdim. Ama tabii ki bu da bir sorun değil. Sonuçta mezun oldum ve nedenini biliyorum. Bu beni tatmin ediyor.


Şimdi sizlere son bir şey anlatmak istiyorum. Sonra sizi kendinizle başbaşa bırakacağım.İki ay önce STEM UK'de STEM elçisi oldum sonunda. Uzun zamandır STEM UK'de eğitimler alıyordum. Halen de almaya devam ediyorum. Kendimi STEM alanlarında geliştirmeyi çok seviyorum. Bu niyetle sizlere sayfanın linkinide bırakıyorum. Belki olur da beni yeniden tanımak istersiniz :)


Artık kitaplarımla baş başayım. Saklanacak yerimi de buldum.



Odamı ve kitaplarımın doluluğunun göze batan bölgesini çok seviyorum. Bazen düşünüyorum da kitaplar bana her yerde yol gösterici oldular. Ama her yerde ve her alanda. Şu zamanlarda kendimi bulduğum ortamımdan özgürleşiyorum zaten. Ne birisine ne beklentiye ne de büyük ideallere ihtiyacım var. Bana kitaplarım yetiyor. Her kitap sayfasını çevirdiğimde sanki yeni bir başlangıç yapıyormuşum hissi oluyor. Yeni dünyalara yelken açıyorum. Siz de kitap okumayı unutmayın. Bir de kitap okumanın hobiden ziyade ruhumuz için ihtiyacını yerine getirin diyorum ve bu serinin ilk yazısını da böyle kapatıyorum.


Kendinizle Kalın!




28 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page