top of page

Evrenin Renkleriyle Birlikte Yarının İzini Sürmek





Zaman akıyor ve ben hayal gücümün okyanusunda yüzüyorum. Işığın temel bileşenini yok sayıp, tüm var oluşlarıma kavuşmak için çabalıyorum. Aslında yaşam çok güzel anlardan ibaret. Bunu söylememin nedeni çok kısa bir yaşama çok az şey sığdıracağımızı bildiğim içindir. Hayat okyanusundan faydalanmamız gerekiyor. Sizler bundan faydalanırken ben de İris çiçeğine gözümü diktim. İsmi bile bana heyecan veriyor.


Öncellikle biraz İris çiçeğinin hikayesine göz atalım.


İris Çiçeğinin Mitolojik hikayesi:

Antik bir Yunan tanrıçası olan İris, Okeanos’un soyundan gelir. Thaumas ile Elektra’nın kızıdır. Tanrıların Tanrısı Zeus, Gökkuşağı Tanrıçası İris’e gökyüzünden yeryüzüne haber taşıma görevini verir. Gökkuşağından geçerek mutlu haberleri dünyaya taşır.


Mutlu haberler dünyaya taşınıyorsa neden halen kötü haberlerin, bunlar içinde savaşların, kendi içimizdeki tükenmişliğimiz, varoluş yorgunluğumuz, kötü insanların dünyayı örtmesi, dünyanın iklim krizi gibi birçok sorunla mücadele etmesine tanıklık ediyoruz ? İşin felsefi kısmından çıkamayacağımı bildiğim için biraz bilim konuşmanın vakti gelmiş demektir.


Amerikalı gök bilimci ve astrobiyolog Carl Sagan bizlerin varoluş sürecini şöyle anlatmıştı: "Hepimiz yıldız tozlarından oluşuyoruz." Elbette öyleydi Carl. Bu tozlar eksik olunca da :

















Bu parçaları da birleştirmenin bir yolu da evrenin renkleriyle birlikte yarının izini sürmeye çalışmaktır.


Bu renkleri ben bilimde buldum. İzini sürdüğüm bilginin sınır tanımayan tutkusu ben de yeni sayfalar açtı. Bu sayfalar artıkça doğru olan parçalarımı birleştirmeyi becerdiğimi hissetmeye başlamıştım. Ancak yıllar geçtikçe yeni yeni fark ettim ki bu tozların birleşmesi hak edilmeyeck kadar az sayıdaymış. Yeterli miktarı bulamamışım. Sayfalar çoğalmıştı. Kendimi yetersiz buluyordum...


Şimdilerde ise İris'in umuduna takılmaya çalışıyorum. Geçen gün amatör çizim yeteniğimi kullanark iris çiçeğini çizmeye çalıştım.

Sonuç:


Pek bir şeye benzemiş mi bilemedim ama renkleri çok hoşuma gittiği için sadece renklerini beğendim. Van Gogh'da bu çiçeği çizmeyi çok seviyormuş. Bir Van Gogh olamasam dahi, umarım çizimim bir Hediye Dağeşen olmuştur.











Asıl meseleye dönecek olursam, kendimi eksik hisettmemin bir sebebi de bugünlerde çevresel etkiler olduğunu fark ettim. Etrafımdakiler benden daha öndeymiş hissi uyandırdı ancak bu düşünce çok yanlıştı, düzeltilmesi gerekiyordu. Mutlu haberlerin dünyaya taşındığı sırada gokküşağından geçilmesi gerekiyorsa, düşüncenin akışı da bizlerin dünyasına doğru yanlış olarak etkilemesine izin verilmeli. Artık sahte düşüncelerden arınmaya karar verdim. Doğru olan beni bulana kadar, gökkuşağımın geldiği yarından vazgeçmeyecektim.


Bilimin sınırları dışında kalmayacağım açıktı. O zaman yapmak istediğim ve yacağım şeyler yolda demek oluyor. Nerden başlayacağımı biliyorum. Geç kalmadım. Sadece yaşam trenenine binerken yolculuğum uzun sürdü ve bazı duraklarda, uzun süre kaldı.


Artık İris'i ve evrenin renklerini kendime katarak yeni bir başlangıç rotası hazırlığındayım.

Sizlerle bu yazıda buluşarak düşüncelerimi ifade etmek benim için paha piçilmez. Umarım sizlerinde gökkuşağınız bir yere takılmadan doğru renkleri bularak sizlere doğru olanı gösterir.


Bilimle ve umutla kalın!

31 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Komentáře


bottom of page